Bir Gölün Efsanesi ve Kaybolmuş Yol
Bu da zor tanınan köylerden biriydi. Yine de arazi gezilerim sırasında dağların biçimini tanıdım. Köye giden eski yol — Manakia kardeşlerin fotoğrafı çektiği hat — artık yok; gür bir ormanla kaplanmış. Bu yüzden, benzer bir açı yakalamak için yine drone kullanmak zorunda kaldım.
Wace ve Thompson burayı şöyle anlatır: “Palioseli ile Padza arasındaki patikadan muhteşem bir manzara açılır. Arkada, kuzeye doğru, Pindos’un en yüksek dağı olan üç zirveli Smolcu yükselir. Önümüzde, hemen altımızda, Aoos Nehri Adriyatik’e doğru hızla akar.
Ötede, güneye, Zagori uzanır; kuzeyden güneye doğru sıralanmış paralel silsileler gibidir. Doğuda Pindos’un daha alçak zirveleri — Gumara, Vasiliça ve Ou — yükselir; etekleri sık çam ormanlarıyla kaplıdır.
Zagori’nin taşlı yamaçlarıyla Pindos’un ormanları arasındaki güçlü karşıtlık, batıda Papingo denilen sarp ve kayalık dağ silsilesiyle belirginleşir; kuzeye doğru uzanır, sonunda devasa bir kireçtaşı duvarıyla son bulur.
Papingo ve Smolcu sırtlarının, Aoos’un iki yanında birbirine somurtarak bakar gibi durması, burada bir efsanenin doğmasına yol açmıştır. Balkanlarda, özellikle de Vlahlar arasında yaygın olan bu mit, muhtemelen bir etniğe değil, bir coğrafyaya ait efsane türüne dahildir. Vlah folklorunda dağ, şeytan kılığında kişileştirilir; özellikle zirvesine yakın bir göl varsa. Rivayete göre göl, şeytanın meskenidir. Aroman mitolojisinde bu demon, aşkında aldatılmış bir çobandır; sürüsüyle birlikte göle atılmış ve dağın ruhuna dönüşmüştür.”




















