Taş Köprülü Köy
“Pindos’un az sayıdaki köyü, Bæiasa kadar güzel bir yerleşime sahip değildir. Irmak burada zaten hatırı sayılır bir debiye ulaşır; yazın aşılması güç, kışınsa öfkeli bir sel hâline gelir. Köyü ikiye böler; iki yakası tipik bir Türk köprüsüyle, yüksek ve dar bir kemerle, alçak korkuluklarla birleşir ki yüklü katırlar kolayca geçebilsin.
Evler genellikle çok katlıdır; savunma amacıyla yapılmış, zemin katta az sayıda, bazen hiç pencere yoktur. Köyün ana kısmı nehrin doğu kıyısında bulunur; bu köprü, oraya ulaşmanın tek yoludur. Batı kıyısında, köprünün yanında, geçidi korur gibi duran Aziz Athanasios Kilisesi yükselir. Tamamen taştan inşa edilmiştir; sağlam kemerli çatısı ve mazgala benzeyen dar pencereleri vardır. Sakinlerin hepsi Vlah’tır, ancak erkekler Yunanca da konuşur. Köyde hem bir Rum okulu hem de bir Romen okulu vardır; ancak ikincisi 1905’te bir Yunan çetesi tarafından yıkılmış ve bir daha yapılmamıştır.
Bæiasa’nın başlıca ticareti odunculuktur; başka hiçbir Aroman köyünde bu kadar çok kerestehane yoktur. Vlahların geleneksel uğraşları — koyunculuk, yün işçiliği, katır taşımacılığı — burada da vardır, ama büyük ölçüde değil; çünkü Bæiasa’dan Yanya’ya kereste taşıyan katırcıların çoğu Samarinalıdır. Geleneksel kıyafet, bir zamanlar Samarina’dakine çok benzerdi; ama büyük ölçüde Avrupalı giysilerle — palto ve pantolonlarla, çoğu kez à la Franca tarzında — değiştirildi.”
Alan J.B. Wace & Maurice S. Thompson, Balkanların Göçebeleri




















